Yakîn ve Yusuf Kerimoğlu'na Şerh
23/5/2008 ·
Hakkâl yâkîn olan bir mesele zaten ilmel yâkin olan bir meseleyi kapsar. Yolculuğu bizzat yaşayan ve yolculuğun içinde olan kişiyi, bunu lisanen en başta demedi diye bazı kolaylıklardan men etmek.. Bu isabetli midir? Hâl'in ilmi değildir bu. Yani şuna benziyor: "Bir insan bal yemeye niyet etmese ve 3 kilo bal yese, bal yemiş sayılmaz, baldan faydalanamaz" Aradaki fark nedir?
Yıllanmış yorumları bu günümüze dayatmak da çıkmaz sokaktır. Bir nevi kutsama hastalığı. Mesela sakal kesmek bazılarına göre haramdır. Ama kaynağı içtihattır. Bir başka ehli sünnet itikadı kitabında "bir insan Peygamber kabağı severdi dese, bir başkası da ben sevmem dese, sevmem diyen kafir olur" hükmü vardır. Sefer konusundaki mezkur yorum da buna benzer birşeydir.
Diğer meseleye gelince. Hiçkimse Türkçe Kur'an istemiyor zaten. Bunu neden isteyemeyeceğimizi açıkça yazmışsınız. Talep edilen şey, anlamak için çabalamaktır. Bu çabayı da bu zorlamalarla ancak Arapça'ya ve Kur'an diline vakıf olmanın dışında bulamıyoruz yazdıklarınıza göre. Oysa Kur'an üzerine çalışarak aşağı yukarı bir anlam oluşur zihinlerde. "Meali reddeden ayeti reddetmiş olmaz" deniyor. Bu da bir kolaycılık olsa gerek. Aşağı yukarı zihinde belirginleşmiş olan ayet mantığını reddiye çok tehlikeli olsa gerektir.
Mealen okunan secde ayetlerine tilavet secdesi gerekiyor hem. Bunu nasıl açıklayacağız o zaman?
Yusuf Kerimoğlu hakkında ve özellikle "Bu nedenle hiç kimse bu yayınlanan "Meal"ler ile amel edemez." yorumuna itirazım var, şöyle ki: Yıllardan beri (V)akit gazetesinde fıkıh köşesinde soruları cevaplamış bir ilim adamımızdır. Emeğe saygı duymak adına kıymet bilmemiz gerekir. Şâdan beyin alıntıladığı, (V)akit gazetesinin kupon karşılığı verdiği 2 Ciltlik Emanet ve Ehliyet ilmihâl kitabında son derece zorlama yorumlar var. İnsanlarımızı Yusuf Kerimoğlu'nun baktığı pencereden bakmaya ve O'nun gibi görmeye mecbur etmek, öyle sanıyorum ki site sahibinin de amacı değildir..
O kitabında sayın yazar şöyle bir hükümde de bulunmuştur: "Bir insan sefere niyet etmese, ve dünyayı gezse, seferi sayılmaz." Şimdi bu durum hiç de hâl ilminin gereği bir açımlama/yorumlama değildir. Ve ben bu hükmü okuduktan sonra bir daha o kitaba bakma lüzumu hissetmedim. Ki isabetli bir davranışta bulunduğumu, yukarıda alıntıladığım "Bu nedenle hiç kimse bu yayınlanan "Meal"ler ile amel edemez." hükmüyle iyice idrak etmiş oldum. Son derece keskin ve son derece sert yorumlarla önümüz açılmaz, bilakis kapanır.
Şimdi bizim bütün hükümlerimiz nerden çıkıyor? Kur'an diline vakıf olan hocalar bile bize bazı hükümleri aktarırlarken ayet mealini veriyorlar. Bu durumda sayın Kerimoğlu'na göre amel etmememiz mi gerekiyor..? Konuyu uzatmak istemiyorum ama Şâdan beyin yukarıya alıntılayarak bir nevi desteklediği hükme muhalefet ediyorum ve doğru hükmün: "Hiçbir meal Kur'an değildir" üst cümlesiyle anlaşılacağını düşünüyorum..
2 yorum yazılmıştır
Yazan:Ysekmen | Tarih: 9/10/2009Konu: İkaz
Kardeş asıl siz zorlama yorum yapmışsınız.Yani el insaf!Biraz daha düşünerek okumanıtavsiye ederiz.
Bağlantı » »
Yazan:isimsiz | Tarih: 6/5/2009Konu: :)
O yıllardır kendini yetiştirmiş (ve senin gibi istisnalar hariç) sevilen bir hoca efendi, günümüz nadir fakihlerinden "Yusuf Kerimoğlu".. sen se bir hiçsin.. senin anlamanı kimse beklemiyor zaten.. "3 kilo bal" ile "sefer" meselesini aynı kaba koyup sunabilmişsin ya bravo sana..
Bağlantı » »