III. ve IV. Akape Biatları

23/5/2008 ·

“Polisler, eski astsubaya bombaları nerden bulduğunu soruyorlar. O da askeri bir çöplükte bulduğunu söylüyor.. Askeri bir çöplük... Darbe isteyen cuntacıların bulunduğu bir ülkenin tarifi gibi…” demişti geçenlerde Ahmet Altan. Bu kritik seçimde tarafımızı belli etmeye mecburuz.

Çok değil bundan altı ay öncesine kadar sıkı bir muhaliftim. Yapılan bütün işlere ideal bir normal çiziyordum ve aradaki sapma açısına göre muhalefet dozumu ayarlıyordum. Hayret, 28 Şubat tecrübesi, diğer darbeler, Bülent Orakoğlu ve diğer her şey sanki uçup gitmişti adeta. Her şey normalmiş gibi davranıyor, ve ahkâm kesiyordum. İdealizm her zamanki gibi yine gözlerimi boyamıştı. Şimdiki zamanın radikalleri gibi. Herşeyiyle ideal olmuş Türkiye ile boğazında hançer dayalı bir Türkiye'nin muhtemel farklarını sayıp duran zamane dincileri gibi...

Evet, yığınla şey sayabilirdim, neden Ak Partiyi artık desteklemeyeceğime dair. Sp-Bbp yakınlaşması, olgun meyvalarla dolu bahar bahçelerinin muştusu gibi çakıvermişti gözlerimde. Aklımca alternatifleri zorluyordum.. Edebi, hem edepsizlerden hem de edeplilerden öğrenecektik. Sonra bir tûfan başladı. Gelecek hakkında yorum yapamayacağımız kadar şedit, 28 Şubat’ı aratmayacak kadar kararlı bir tûfan. Çünkü gündemin başucuna gelen Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin içeriğine bazı kelimeler giriyordu siviller tarafından. Ve çünkü minik çocuklar Kur’an okuyorlardı artık.. Ve biz barbarları beklerken daha da keskinleşiyorduk. Gözleri tavana çakıp Menderes’i düşünmenin de korkusu ile Erbakan’ı düşündük. O Erbakan ki artık Akp'ye oy vermenin, cehenneme bilet almak gibi olduğunu söylüyordu.. Anlayan beri gelsin.. Sayın Erbakan, ben oyumu Ak Parti'ye veriyorum.. Evet, darağacı dârsız olmazdı. Bizim yurdumuz da o ağacın altındaydı...

Bileylenmek rutin bir gündemdir artık. “Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çokça ağlardınız” diyen Tayyip beyin nelerle karşı karşıya kaldığını anlamak için biraz basiret sahibi olmak da gerekmiyor.. Ve sonra biraz bilmek istedim. Mit, Jitem, Özel Harp Dairesi ve Genç Subaylar. Siyasete müdahele etmek isteyen bir genelkurmay başkanını görevden almak istediğinde kesinlikle onay vermeyecek bir kişiyi aday göstermedi Tayyip başkan.. Belki de ideale en yakın kararı bu idi. Cumhurbaşkanlığı için, gerçekten de herkesi mutmain edecek bir isim belirlemişti. Evet, şu da düşünülebilir tabi, neden üzerinde ittifak sağlanmış olan Abdullatif Şener ismi aday gösterilmedi de Abdullah Gül ismiyle böyle büyük bir öngörülebilir kriz çıkarıldı diye.. Bunu sorgularız, ama başka zaman.. Ve olan oldu. Ve biz açıkçası barbarları beklemeye başladık. Bülent Orakoğlu’nun “Ankara’da Gölge Oyunları” adlı kitabını okudum.. Sonra Gültekin Avcı’nın GerçekHayat’taki röportajını.. Büyük bir seçime gidiyoruz. Ya Baas’cı, Mao'cu bir rejime, ya da yeniden sivil anayasa ile aydınlık bir geleceğe… ( Sivil Anayasa hedefi DP'ye giden Süleymancı oyları sayesinde 10 milletvekili eksik ile gerçekleştirilemeyecek duruma gelirse, bunun hesabını da verirler sayın Süleymancı'lar.. 2002'de de Anap'ı desteklemişlerdi ya..)

Birisi bombalar patlatılırken ancak şunu söyleyebildi: "İmamlar ve Muhtarlar mayın döşüyor". Döşenmiş mayın için olay yeri incelemesine giden komutan kaç para alıyor? Ya da kendi askerlerinin ölümünü, büyük satrançta bir küçük hamle gibi görüp, bir yandan da tamamen duygusal olarak konuya yaklaşan, bir yandan da devletin yönetiminde iyiden iyiye ağırlığını koymaya çalışan vatansever kuvvetler ne kadar destekleniyor bir zamanların Cumhuriyet yazarı ve aynı zamanda Anayasa mahkemesi eski başkanınca.. Ve bilmemkaç milyon yıldan beri süregeldiği gibi İbrahim milletinin inançlarını hedef bilenler, tehdit bilenler, Milli Güvenlik derslerinde Peygamberimize hakaret edenler, kızların başlarını açtırıp, erkeklerle dans etirenler, geceyarısı bildirilerinde kutlu doğum haftasında okunan kuranları şidettle kınayanlar ve askeri lise mülakatlarında kızlara çıkma teklifi eden etmeyen çocuklarn tesbiti için sorguçluk yapanlar da kutsanmaktadır Ebrehe'lerce, Nemrut'larca...

Birisinin cevap vermesini beklemiyoruz. Cumhuriyet gazetesine bomba atmak, memurların akılları başlarına gelsin diye lojmanlara yakın bomba attırmak, çarşıda intihar saldırısında bulunmak, en kritik adamları öldürtmek, evine dönmek için durakta bekleyen polis memurlarını taratmak, karayollarına ve tren yollarına mayınlar bırakmak.. Evet bunların hepsi normalde terör bile değildir, herzamankinden daha da çok bir ve beraber olmamız gereken bu günlerde ve cumhuriyetin temelleri yavaş yavaş aşındırılırken, her zaman ve zeminde dimdik ve zinde duran vatansever tarzanlarca... Ama Dindar bir Cumhurbaşkanı seçtirmemek için yapılmışsa, vatansever çetelerin ellerinde bu "terörle savaşanlar terörist olamaz" noktasından hareketle meşrulaşır "Akp gelecekse erken seçim ne işe yarar" yahut "asker gelsin" diyenlerin örümcek beyinlerinde.

Ben rüyamda Mehmet Zahit Kotku hazretlerinden dua istedim Tayyip bey için. "Rehavete girdi" dedi ve fakat sonra ayağa kalkıp dua etti. Evet, rehavet doğrudur. Ama dua da edilmiştir. Senaryoların bini bir parayken, Ak partiyi kapatma davası stepne olarak bekletiliyorken, ve barbarların darbe tehdidi bir kurşun gibi delip geçiyorken düşüncelerimizi, dua da etmeliyiz. Namazlarımızda kötü niyetli ne kadar derin adam varsa, yerin dibine geçmesi için dua etmeliyiz. Bir olmak için, hür olmak için..

"Ya Rabbi, işittik ve itaat ettik; Allah işinde muhakkak galiptir. Görünen ne olursa olsun, kim yenerse yensin, kim yenilirse yenilsin, galip olan, hakim olan, yapan ve yaptıran sensin.. Ya Rabb'i, inandık ve tasdik ettik, zulmeden biziz ya Rabb'i.. Senin yolunda kenetlenmeyip, benlik hevesiyle ayrı düştüğümüz ve bölündüğümüz için kendimize zulmettik.. Biz bize zulmettiğimiz için düşman da şimdi bize zulmediyor. Bütün zalimlerden ve Sen'den San'a sığındık ya Rabb'i.. Bizler gafil olduk, günahkar olduk, mahkum olduk, mağlup olduk.. Kur'an ve sünnetin hikmetleriyle uyanmadık, sen bizleri düşmanın saldırılarıyla uyandırdın.. Şimdi de lutfet ya Rabb'i, bize bu saldırıları defecek güç ve enerji ver.. Bilinçli sabır ve sebat ihsan eyle.. " Amin. Bu duaya biraz daha eklemeler yapabiliriz. Kurtlar Vadisi Irak filminde şeyh Kerküki'nin duası..

Türkiye'nin en önemli kavşağındaki kararlarıyla başrol oynayacak her delikanlı kız ve erkek kardeşlerimi derin düşünmeye davet ediyorum.. Mhp'li, Sp'li, Haydar Baş'çı, Süleyman'cı vs.. İşte buradan bütün dünyaya haykırıyorum ki: Bu ve benzeri milyonlarca şeyden dolayı Akape Biatına mecburum.. Kerhen de olsa diyemeyeceğim kadar yorgun ve yolcuyum. Kerhen değil bu bilinç. Mecburiyettir bu, insan için; hazreti insan için..

Bu ülkede Abd'nin etkisi yokmuş gibi, bu ülkenin zalim ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen derin idarecileri yokmuş gibi muhalefet yapmak insafsızlık değil, basiretsizlik hiç değildir; olsa olsa çekemezlik ve küçük hesapların gözleri kör etmesidir.. Sivil anayasa adına, ezilenler adına Akape biatını tazelemeye ant içtim. Bütün kimliğimle, namazım ve kararlı bakışlarımla ant içtim. Akape biatından başka bir duruş sergileyemeyecek kadar bilinçli ve stratejik olmaya ant içtim.

Bu, yüzyılın iyilik hareketidir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »