Çin Kültürü ve Anlam Bilgisine Giriş

22/7/2009 ·

O sabahları Kocatepe'den gözetledim. Aynı kareye sığdırışmış yuhalamalar eşliğinde hûkümet çıkarken de gözlemiştim. Mavi beyaz yıldızlı bayrağın yanına vardığımda, direnerek ve dik durarak yardım istemenin böyle olmadığını anladım. Gelen neydi? Cenneti yaşarken dünyada, dünyası cehenneme çevrilen kardeşler için akan birkaç damla gözyaşı ve İHH hesabına yatırılmış birkaç lira. Gelen buydu, doğrusu elden gelen de serâpâ buğuydu.

***

"Kalkın!
Köle olmak istemeyen insanlar!
Yeni Seddimizi kanımızla, canımızla örelim!
Çin Ulusu en büyük tehlikenin eşiğinde,
Ezilen her insan artık son kükreyişinde.
Kalkın! Haydi kalkın! Ayaklanın!
Tümümüz tek bir yürekle,
Varalım düşmanın top ateşi üstüne, ileriye!
Varalım düşmanın top ateşi üstüne, ileriye!
İleriye! İleriye! İleri!"

Diyerek başımıza vuran Çin!

Seni de yerle bir edecek dehr, gelir elbet. Yasal mermileriyle yerlebir edilen Türkistan için hiçbirşey yapamıyor olmak belki de silahların devletiyle vurulan yüreklerimizin duyarsız ve anlıklığından daha da kahredici.

Gel gelelim kınamanın ve suçlamanın büyüsüne kapılmış heyecanlıların birbirini boğazlamasıyla kırılan direncimizi, ve buna döktüğümüz kalp yaşlarını merhamet pınarlarında eriten ve ruhlarımızı dinginleştiren fetih ayetleri, ve göreli bir çıkış olan felaketler, gözyaşları, göktaşları beklemektedir çaresizliğimizi.. Direnmek böyle olmamalı, dik durmak böyle olmamalı, namaz da böyle, sabır da böyle olmamalı.. Cami avlusunda bizi birbirimize kırdıran Gladio mudur, yoksa makam hırsı mıdır, bunu iyice belirlemeden nefsî bir tatmin ancak zalimleri güldürür... Sahi neden? Beraberce gıyabi cenaze namazı kıldık ve fakat neden kem gözle bakıyoruz? Bunun en temelinde ne var? Karşıdakinin stratejik bir hamlesini boşa çıkarmak mı? Yoksa kızıl tüylü develere binememiş olmak mı?

... Ağıt & Raks Şarkıları.. dinliyorum hep. Çünkü yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar behçe..İnsanlar Doğu Türkistan için birşeyşer yapmış olmanın tatminkârlığıyla ayrıldılar avludan. Ve artık iş diğer münafıklara ve işbirlikçilere gelebilirdi, geldi de. Sahtekâr dilenciye de bir para, ve yoksulu doyurma öğüdüyle kesişme sanrısı belki.. Anlam bilgisinin ilk dersi yalınlıktır. Hakikate odaklanmaktır. Doğu Türkistan meselesinin açtığı gedikten samimi müslümanların üzerine kızgın yağ dökmek değildir. Oradaki hayatlar yaşanagelen hayatlardı böylece. Ve biz böylece keşfediyoruz belki de.

Az ama sürekli bir tepki standardı oluşturmadan, kandil geceleri ibadetleri gibi her büyük saldırıda galeyana gelip coşmamak yani. Uzun yol almaya niyetli olmak. Uzun yoldan korkmamak. Zaten yapmakla yükümlü olduğumuz şeyleri -sanki extra bir lütufmuş gibi- bu galeyan günlerinde yaparak kendi nefsine şov yapmamak yani..

Karaciğerimizi derinden sarsan bu acıların ve kırılmaların bir anlamı olmalı. Her cenazede tabuta bir kötü huyumuzu da koyabilseydik. Çin'i protesto ederek, bu duruma üzülerek sigara yakmak değildir karizmatik olan.. Asıl hikmetli olan o sigarayı artık bırakmaktır. Ve o bırakışa anlamlar yükleyerek her içmeyişite huzur bulmaktır. Çin'i protesto için sabah namazlarına camiye gitmektir asıl eylem. Geceleri aydınlatabilmektir sakin okumalarla... Daha az Tv, daha çok radyo. Hayatı ibadete ve eyleme çevirebilmektir anlam.

Bir savaşçının çatışma öncesindeki ruh haliyle yazmıyorum bunları. Yaklaşan şu ikindi hüznünde belki de Recebin merhameti dokundu yüreğime. Sadece hizmet eden köleler olarak yaşamalarına müsade edilen kardeşlerim için dua etmekten utanarak açacağım belki de ellerimi.

Daha çok hüzün, daha az kelime..

Çünkü gece neş'esi hem daha dokunaklı hem deyişce daha sağlamdır..

...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »